Zübeyde Gerçel ile Çini Sanatı Üzerine Söyleşi

Türk sanatı denildiğinde Batı’nın aklına gelen el sanatlılarından birisi çinidir. Zübeyde Gerçel, Çini Sanatıyla ilgili birçok konu hakkında farklı yönlerini ele alarak bizlere sanatın özelliklerini anlattı.

Kendinizden biraz bahseder misiniz?

Usta çırak ilişkisi ile çini sanatıyla tanışıklığım oldu. Her sanatçının dediği gibi küçüklükten gelen ilgi ve alakamla beraber çini sanatına olan merakım bu sanatı enine boyuna öğrenmemi sağladı. Aslında bu işi 7 yıldır yapmaktayım. Daha önce ilaç sektöründe çalışıyordum. 15 yıllık ilaç sektöründen sonra istifamı isteyerek ayrıldım ve çini sanatına olan ilgimin peşine düştüm. Kız kardeşimle beraber bu işi yapmaktayım. Kız kardeşim Erzurum Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tezhip Bölümü Mezunu. Ben hemen hemen tüm sanatsal kısımlarını kardeşimden öğrendim. Önce tezhip öğrendim daha sonra Ebru öğrendim ve öğrendiklerim üzerine kendimi geliştirdim. Yani kısacası okullu değil de alaylıyım. 3 yıldır da burada Kayseri Büyükşehir Belediyesi Mehmet Özhaseki tarafından Hunat Medresesi içerisinde sanatsal faaliyetlerin icra edilmesiyle işimi yapmaktayım. Geçmişten günümüze sanatsal özelliklerimizin unutulmaması üzerine ve farkındalık yaratılması adına küçük küçük atölyelerde çalışmalarımızı gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Sizi bu mesleğe iten en önemli etken nedir?

Daha öncede dediğim gibi bu mesleğe çok fazla ilgim ve merakım vardı. Renklerle uğraşmayı yeni bir şeyleri yaratıp farkındalık yaratmayı seviyorum. Hayatta edindiğim tecrübelerle hayallerimi birleştirip özgün güzellikler ortaya çıkarmayı seviyorum. Bu işin nasıl yapılabileceğini ve neleri öğrenmem gerektiğini araştırarak sanat hayatıma başladım. Buraya gelen insanlar yaptığımız işleri nasıl olduğunu görmeye ve bu sanat hakkında fikir sahibi olamaya çalışıyorlar. Çini sanatı uzun soluklu ve sabır gerektiren önemli sanatsal bir faaliyettir diyebilirim. Çünkü herkes bu mesleği yapamıyor ciddi anlamda uğraş ve zaman isteyen bir çalışma sonucu ortaya güzel eserler çıkarılabiliyor. Yoğun iş temposuyla uğraşan insanlar için bir meditasyon olabilir.

Çini sanatını diğer geleneksel sanatlardan ayıran özelliklerden bahsedebilir misiniz?

Aslında basit görünen bir sanat olarak bilinir fakat iç derinliklerine indiğimizde çok farklı ve daha zor olduğunun farkına varılır. Minyatür sanatı çok ince işlenmiş ve küçük boyutlu resimlere ve bu tür resim sanatları diyebiliriz. Minyatür daha çok kâğıt, fildişi ve benzeri maddeler üzerine yapılır. Hat sanatı, Arap harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazı sanatıdır. Aslında Hat sanatını bir çeşit Arapça çizgi sanatıdır. Seramik sanatı da bir veya birden fazla metalin, metal olmayan element ile birleşmesi ve sinterlenmesi sonucu oluşan inorganik bileşiktir. Genellikle kayaların dış etkiler altında parçalanması ile oluşan kil, kaolen ve benzeri maddelerin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi ile meydana gelirler. Bu yüzden halk arasında pişmiş toprakta denilebiliyor. Ebru, yoğunlaştırılmış su üzerine toprak ve toz boyalarla resim yapma sanatıdır. Koyulaştırıcı bir madde ile kıvamı arttırılmış suyun üzerine, içine öd katılmış, suda erimeyen boyaların serpilmesi ve su yüzeyinde meydana gelen şekillerin bir kâğıda geçirilmesiyle yapılır. Bu sanatlar haricinde Çini sanatı ise toprağın pişirildikten sonra şekil verilip kap-kacak, tabak, vazo, sürahi vb. eşyalar üretilmesine dayalı bir el sanatıdır. Aslında herkesin gönlünde farklı birer sanat vardır muhakkak benim gönlümdeki de Çini sanatı olduğu için uğraş alanım oldu.

Çini sanatının özelliklerinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Toprağın pişirildikten ve birçok işlemden geçirilmesinden sonra süs eşyaları yapılması amacıyla yapılan bir el sanatıdır diyebiliriz. Çini’nin en önemli özelliği boyaların tamamen doğal olmasıdır. Çünkü doğal olmayan boyalar ile net bir güzellik sağlanamıyor. Malzemelerinden kısaca bahsetmek gerekirse bunlar; Çukur tabak, Karo, Kıl fırçaları, Renkli simler ve doğal boyalarıdır.

Çini’nin yapım aşamalarından bahseder misiniz?

Çininin yapımı aslında çok zahmetli bir iştir. Çamur halinde şekil verilen panoların pişirilmesinden sonra elle boyanması bir başka emek isteyen uğraş… Ayrıca boyandıktan sonra da sırlanıp yüksek ısıda pişirilmesi sabır isteyen bir aşamadır. Ancak bunların hepsi bittiğinde sanatınız küflenmez ve aşırı dayanıklı olur. Çok güzel desenli çinilerin ortaya çıkması da cabası. Çini yapım şekilleri bölgelere göre değişiklik gösteriyor. İznik ve Kütahya’da farklı tarzlarda çinicilik yapılmaktadır. İznik’te kuvarstan yapılan çiniler Kütahya’da genellikle kilden yapılıyor. Boyama aşamasında kahverengi olarak boyanan bir kısım daha sonra mavi olabiliyor. Osmanlıda çiniciliğin sona ermesi ve çinilere ait belgelerin bulunmaması boyaların nasıl üretildiği hakkında fazla bilgiye sahip değiliz. Mesela Mercan Kırmızısı hala bulunamamıştır.

Çini sanatında kullanılan tekniklerden bahseder misiniz?

Lüster (Perdah) Tekniği, Minai Tekniği, Mozaik Tekniği, Renkli Sır Tekniği ve Çok Renkli Sıraltı Tekniği diye sıralayabiliriz. Her tekniğin kendisine has özellikleri vardır. Kimi teknik geleneksel motifler kullanırken kimi tekniklerde daha çok yeni motiflerin harmanladığı teknik ile yapılmaktadır. Bu dönemi gözlemlersek bireysel olarak öznelliğin ön planda olduğu durumlar geçerlidir.

Çini sanatı serüvenini ilerletebilmek için sizin tavsiyeleriniz nelerdir?

Toplum olarak aslında sanat bakış açısının değiştirilmesi kanısındayım. Sanata verilen değerin son damlalarını yaşıyoruz. Sanatkârlar, işlerini bir geçim kaynağı olarak değil daha çok gönül verdikleri ve severek yaptıkları için halen devam etmekte. Gelecek nesiller ise bu mesleklere yabancı kalıyor ve önemsemiyor. Eğitimin bu konuda ne kadar önemli olduğu yadsınamaz bir gerçek diyebilirim. Bu sanatların gelişmesi için eğitim çocuk yaşlarda verilmeli ve önemsenerek üstünde durulmalıdır. Son olarak herkesin en azından gençlerin sürekli atölyelerimize gelip bakmaları ve ilgilenmeleri gerekiyor.