Türk-İslam Tarihinin Anadolu’daki İzleri Ilısu Barajı’nın Altında Kalıyor!

Medeniyeti ve günümüze kadar gelen şaheserleri içerisinde barındıran Hasankeyf Şehri, yapımı süren Ilısu Baraj Gölü Projesi nedeniyle sular altında kalacak. Ilısu Baraj Projesiyle yapılacak olan HES’in(Hidro Elektrik Santrali) yapım sürecinin yüzde doksan beşlik kısmının tamamlandığı belirtildi.

Hasankeyf, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, Batman il merkezine 37 km. uzaklıkta tarihi bir yerleşim alanıdır. Raman Dağlarının güney eteklerinde, Dicle nehrinin iki yakasına kurulmuş. Kayalara oyulmuş mağara şeklindeki binlerce konutu nedeniyle, ” Mağaralar Şehri ” ya da “Kayalar Kenti” anlamına gelen, Süryanice  “Kefa” ve Ortaçağda Hasankeyf’e yerleşen Araplar Arapça da Kaya Kale anlamına gelen ” Hısnı-keyfa” denilmiş. Son olarak Osmanlının hüküm sürdüğü dönemde “Hasankeyf”  olarak günümüze kadar gelmiş. Evrensel ölçekteki doğal ve kültürel değerleriyle dünyada UNESCO’nun 10 kriterinden 9’unu birden karşılayan tek alan olmasına karşın Ilısu Baraj Projesi nedeniyle yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya.

Hasankeyf tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Bu durum her medeniyetten birçok tarihi kalıntıların günümüze kadar ulaşabilmesini sağlamış. Hasankeyf, tarih bakımından önemli olarak görülen eserleri; El Rızk Camii, Sultan Süleyman Külliyesi, İmam Abdullah Zaviyesi, Zeynel Bey Kümbeti, Artuklu Hamamı, Hasankeyf Yeni Köprüsü ve Hasankeyf Kalesi olarak İslam tarihini, Eyyübi tarihini, Selçuklu tarihini ve Osmanlı tarihini bir mozaik çerçevenin yanı sıra doğal güzelliğini de misafirlerine sunmakta.

Tarihi yerin yok olmasına birçok kesim tepkili. Bunlar arasında en fazla göze çarpanlar; Hasankeyf yönetim kadrosundan Hasankeyf Kaymakamı Temel Ayca, Hasankeyf Belediye Başkanı Abdülvahab Kusen, Belediye Başkan Vekili Abdullah Tarhan oldu. Tarkan, Sezen Aksu, Yıldız Kenter, Kibariye ve Şivan Perwer gibi ünlü sanatçıların yanı sıra yöre halkı ve bölgeye gelen hem yerli hem de yabancı turistler baraj yapımına büyük tepki göstermişlerdir.

Hasankeyf Belediye Başkan Vekili Abdullah Tarhan ile Hasankeyf’in tarihi ve Ilısu Baraj Projesiyle ilgili konuştuk.

  • Ilısu Baraj Projesi ne zaman başlatıldı?

1954 yılında Dicle Nehri’nin toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesine ilişkin çalışmalar doğrultusunda, Devlet Su İşleri tarafından başlatılmıştır.

  • Proje, Hasankeyf nüfusunu ne derecede etkiledi?

Proje başlatılmadan önce 130 bin olan nüfusumuz, proje başlatıldıktan sonra günümüz itibariyle 3 bin 250’ye kadar düştü.   Yöre halkı çoğunlukla Batman ve çevre illere göç etmek zorunda kaldı. Bu göç Hasankeyf’i birçok yönden etkilediği gibi ekonomik olarak da çökertti. Yani bu baraj yüzünden Hasankeyf her anlamda yok olacak.

  • Proje, Hasankeyf’in önemli gelir kaynağı olan turizme nasıl yansıdı?

Hasankeyf öncelikle; tarih, kültür, doğa gibi birçok açıdan zenginlik taşıyan antik bir kent.  Bakın Mezopotamya birçok medeniyete ev sahipliği yaptı, çünkü Dünya’nın en verimli topraklarına sahiptir. Hasankeyf’te bu toprakların bir parçasıdır. UNESCO’nun 10 kriterinden 9’unu karşılamasına rağmen hiçbir şekilde koruma altına alınmadı. Bizim başvuru yapma yetkimiz maalesef yok. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ da proje nedeniyle bu konuda herhangi bir çalışmada bulunmadı. Baraj çalışması başlatılmadan önce buraya gelen turist sayısı yılda ortalama 4 bin 500 kişi iken, günümüzde ise bu sayı 400’ü geçmiyor. Bölge turizm açısından iflas etti diyebiliriz.

 

  • Belediye olarak bu antik kenti korumak için herhangi bir çalışmada bulundunuz mu?

Baraj yapımını durdurmak için Belediye Başkanımız Abdülvahab Bey ile beraber birçok Avrupa ülkesini dolaştık. 4 sene önce Başkanımızla beraber Almanya’ya gittik. Baraj sermayesini oluşturan firma sahipleriyle birebir görüştük. 2 saatlik görüşmemizden sonra firma yetkilileri Türkiye’ye mavi mektubu iletti. Bu şartlar yerine getirilmediği takdirde biz desteğimizi projeden çekeceğiz diye ilgililere belirttiler. Fakat hiçbir şart yerine getirilmedi ve para desteğini kestiler. Proje başında bulunanlar ise farklı kaynak arayışlarına girip devam ettiler.  Açıkçası biz baraj projesine karşı değiliz fakat Hasankeyf’imiz de yok edilmesin. Bu konuda alternatif öneriler de sunduk. Örneğin su şişkinliği köprü ayaklarına kadar gelsin, zaten baraj yapımı 85 km uzakta yapılmakta. Yani istenmesi durumunda hem baraj yapılması hem de tarihimizin korunması mümkündür. Çünkü bizim tarihimiz ve doğamız çok önemlidir, bir Hasankeyf daha bulamazsınız dünya antik kent anlamında.

  • Yapılacak Ilısu Barajı ile elde edilecek olan elektrik Orta Doğuya da ihraç edilebilir potansiyele sahip midir?

Üretilecek elektrik Türkiye’ye yetmez ki Orta Doğuya ihraç edilsin. 45 yıllık bir ömrü olacak bu barajın. Baraj için yapılan masraf 45 yıl içerisinde zaten kendi maliyetini karşılayamayacak niteliktedir. Türkiye için sadece %10’luk enerji desteğini sağlar. Bizim turizmden elde edeceğimiz gelir zaten bunun iki katı olacaktır. Karşı çıkınca neden bu kadar tepki gösteriyorsunuz diyorlar. Arkadaşlar bakın şimdi düşünün ki doğallık ile taçlanmış bir tarih var burada. Siz bu tarihi yok edeceksiniz sonra üstüne enerji ile ülke yararına bir proje ortaya atacaksınız. Bu proje belli zaman dilimiyle sınırlı ve bunun sayısız bakım masrafı olacak bunun gerçekleşmesi demek sermayeyi boşa kullanmak demektir. Öyle basite alınacak bir karar olamaz. Bu tarih üstünden farklı siyasetler belirlenerek ve getirim elde etmek için hedefleniyor. Siz bunu gerçekten ülke yararına bir şeyler olsun diye amaçlıyorsanız eğer ilk işiniz hemen gelip restorasyon ile başlamanız olmalı sonra dünyaya tanıtıp UNESCO’nun korumasına katmalısınız. Buraya her ırktan her ülkeden insan geliyor bizim rehberlerimiz onlara durumu izah ettiklerinde kendileri böyle bir tarihin yok edilmemesi için uğraşıyorlar. Bizim siyasetçilerimiz ve toplumumuz ise ne yazık ki görmeyecek kadar gözlerini kapatmışlar.

  • Son olarak sizin söylemek istedikleriniz nelerdir?

Ben sadece kendi adıma konuşmuş olmak istemem çünkü sadece ben burada yaşamıyorum bu nedenle tüm Hasankeyflileri de içine katarak duygularımı dile getirmek isterim. Biz isteriz ki baraj ile beraber Hasankeyf olsun hem baraj yapılsın hem de tarihi güzelliğimiz yok olmasın. Geçmişimizi yok ederek hiçbir şey elde edemeyiz fakat geçmişimizi geleceğimize bir miras niteliğinde bırakmak en büyük kazancımız olur. Henüz büyük bir kaybımız yok zararın neresinden dönersek kârdır. Kardeşlerimize, yani insanlarımıza sesleniyorum bir olmalıyız, tek olmalıyız, sesimizi daha gür bir şekilde duyurmalıyız ancak bu şekilde engel olabiliriz. Burası; benim, senin, onun değil burası Türkiye toprakları ve Türkiye tarihi olduğu için herkesindir.  Elini taşın altına koymayan insan taşın yükünü biraz daha ağırlaştırır ve biz bu yükü tek başımıza kaldıramayız. Siz değerli ve kıymetli arkadaşlardan, son isteğim bu güzelliği ulaştırabildiğiniz her insana anlatıp duyurmanız en büyük minnetim olacaktır.

Beş ünlü isim Hasankeyf için bir arada

Hasankeyf rehberlerinden Çoban Ali’nin söylediklerine göre daha önce burada Doğa Derneği’nin düzenlemiş olduğu; Hasankeyf Yok Olmasın adlı kampanyasına ünlü sanatçılar katıldı. Tarkan, Sezen Aksu, Yıldız Kenter, Kibariye ve Şiwan Perwer Hasankeyf’in sular altında kalmaması için halka billboardlardan seslenerek imza atmalarına çağrıda bulunduklarını dile getirdi. Çoban Ali: “Ilısu Barajı’nın durdurulmasını ve Hasankeyf’in de içinde bulunduğu Dicle Vadisi’nin UNESCO Dünya Miras Alanı ilan edilmesini talep eden imza kampanyasına bu güne kadar sanatçıların yanı sıra 72 bin 734 kişi daha imzasıyla destek verdi.” dedi.

Hasankeyf esnafı Ilısu Baraj Projesi hakkında sitemde bulundu

13 yıldır Hasankeyf’te hediyelik eşya satarak ve yöresel lezzetleri lokantasında sunarak geçimini sağlayan Zeki Kaya, tarihin yok olmaktan ziyade artık kendi hayatlarının derdine düştüklerini dile getirerek sitemde bulundu. Hasankeyf’in yöresel yemeklerini misafirlerine sunarak kazandığı para ile iki aileye bakan Kaya; “Bundan 4 yıl önce Kale Kapıları kapatılarak giriş yasaklandı. Mağaralarda açtığımız otantik dinlenme yerleri yasaklandı. Biz de 100 kişilik esnaf olarak Hasankeyf Belediye binası önünde toparlanarak elimizde Atatürk portresi ve Türk bayraklarıyla kale önüne kadar yürüdük. ‘Ekmeğimiz Elimizden Alınmasın’ diye sloganlar atarak belki sesimizi bir yerlere duyururuz umudunu taşıyarak. Sonuç hüsran oldu, ne kimse bize cevap verdi ne de kimse yardımımıza koştu. Galiba o zamandan bugüne kadar tüm duyu organları işlevlerini yitirmiş olmalı.”diye ifade etti.

5 yıldır Hasankeyf’te hediyelik eşya satışı yapan Nihat Mete, antik kentte ekonominin giderek güç kaybettiğini söyledi. Duvar saatleri, takı ve süs eşyaları satarak ekmeğini kazanan Mete; “Hasankeyf’te esnaf, kendi kaderine terk edildi. Ilısu Baraj suları altında kalacak diye Hasankeyf’te hiçbir esnaf çalışmak dahi istemiyor. Bu yüzden gelirimiz gün geçtikçe düşüyor. Geçimimizi bu dükkânlardan sağlamaya çalışıyoruz fakat bazı günlerde ekmek alacak paramız dahi olmuyor. En azından baraj yapılana kadar kale açılsa, hem turizm daha fazla canlanır hem de esnaf daha çok kazanır. “dedi.