Teknozade Nesiliz!

Günümüzde hemen her şey artık sosyal medya üzerine kurulu hale geldi. Aklımıza gelenlerle gelmeyenleri kıyaslamaya bile zaman yetmeyecek şekilde bir çılgınlık. Çünkü son zamanlar çıkan oyunlar üzerinden atıflarda bulunmamak elde değil. Eskiden oyundan bahsedildiği zaman belli yaş gruplarının seviyeler vardı. Örneğin oyuncaklarla oyun oynamak dediğimizde 1-7 yaş grup aralığının olduğunu bilirdik.

Atarilerimiz vardı mesela o oyunlar için belli bir yaş gerektiriyordu bunun yaş sınırları 10-15 yaşındakilerin hakkıydı. Daha da büyüdüğün zaman artık belli sorumluklardan dolayı size oyuncaklardan ziyade arkadaş, dost, ahbap, akrabalık ilişkilerinin sohbetleri oyun olurdu. Hikâyeler, masallar, fıkralar, şiirler, hoş muhabbetler paha biçilmez değerlere bedel olurdu. Hele bu sohbetlere bazı büyükler de kendilerini katıp kendi tecrübelerinden alıntılamalar yaptıkları zaman hem ders hem de öğüt kurslarını başka türlü elde edemezdik. Mesela günümüzde seminerler veya konferanslar için tonlarca para harcıyoruz değil mi? Peki ne için bu harcamalar? Birisi gelecek o salonu dolduranlara kendi yaşadıklarını ve hikâyelerini veya tavsiyelerini söyleyecek ve o salondakilerden bazıları dinleyip gidecek bazıları not alıp gidecek bazıları ‘ya ben bunun yaşadıklarını fazlasıyla yaşadım boşa para harcadık’ nidalarıyla salonu terk edecek. Hâlbuki zamanında bu gibi seminerleri hiçbir ücret ödemeden nesilden nesile aktarılırdı. “Gel sana bir hikâye anlatayım da sende bil” sözleri değişen dünya da seminerlerde konuşma yapan ünvanlı şahsiyetlere döndü. Sizde bu ünvanlı şahsiyetlerden aldığınız seminerler sonucu sertifikaları “öz geçmiş (CV)” adındaki dosyalara ekleyip bir umut işe yaramasını bekliyorsunuz.

Büyükleriniz gel sana bir öğüt vereyim sertifika al deseler yapmazsınız çünkü dışarıda bir değerinin olmadığı düşüncesiyle kendi hayatınızdaki en büyük yanlışı yapmış oluyorsunuz. Gelelim şimdi sosyal medya oyun çılgınlığına. Çevremde şahit olduklarımla ve gözlemlediklerimle beraber 1,5 yaşındaki bebekten tutunda 64 yaşındaki amcalara kadar %90 oranlarında akıllı telefonlarla meşgul olarak hayat serüvenini devam ettiriyor.

***

2 yaşında yeğenim elinden telefon ya da tablet çıkarmıyor ya da biz ne yapsak onu uzaklaştıramıyoruz. Hele bir çizgi film olan ” Harika Kanatlar” açtı mıydı tamamdır aynı bölümü sabahtan akşama kadar izler. Bilimsel olarak da açıklamalar ışında günümüz çağda çocukların teknolojiyi daha çabuk kavradıklarını ve uygulamada sıkıntı çekmediklerini okumuştum fakat durum ne olursa olsun 2 yaşında bir çocuğun kendi başına programları açması ve yardıma ihtiyaç duymadan oyunu veya çizi filmi seyretmesi beni hayretler içerisinde bırakıyor.

***

Zamanında babamın bir telefonu vardı eskimişti değiştirelim istiyorduk. Babam da “arıyor mu? Arıyor. Kapatınca kapanıyor mu? Kapanıyor. Bu bana yeterli başka telefona alışamam zaten” diyerek değişimden yana olmadığını ifade ediyordu. Şimdi ise babam teknolojiye o kadar merak salmış ki kimin telefonun hangi özellikler varsa benim telefonumda da olmalı düşüncesiyle hareket ediyor.

***

Arkadaşlık ilişkileri azaldı neredeyse hemen hemen herkes sosyal ağlarla iletişim kurmakta en ufak bişeyde. Mesela bir örnekle betimleyelim. 4 arkadaş aynı evde kalmakta. 2+1 odalı bir ev. İki kişi salonda kalırken diğer ikisi birer oda da kalıyor. Yemek zamanı geldi veya çay yapılacak. Salondakiler telefonda whatsapp aracılığı ile diğer arkadaşa mesaj atıyor “kalk çay hazırla da içelim” diye. Mesajı alan arkadaş cevap olarak tamam deyip diğer arkadaşa mesaj atıyor. ( Yani böyle bir iletişim şekli ne kadar vahim bir durumda olduğumuzu kanıtlamaya yeterlidir. )

Pokemon oyunu

Türkiye de son günlerin (12 Temmuz 2016) en popüler oyunu olarak karşımıza çıktı. Akıllı telefon kullananların hemen uygulamayı indirip oynayabilieceği bir oyun. Oyunu duyupta indirmeyen nadir insanlar içerisinde bende varım. Araştırdım nasıl bir şey olduğunu ve mesleki olarak gazeteci olduğum için bilmem gerekiyordu. Sistem şöyle işliyor. Oyun açılıyor zamanın pokemon çizgi film karakterini poketopuyla elde etmeye çalışıyorsunuz. Pokemon karakterleri hemen bulunmuyor. Yani siz telefon ile beraber yürüdükçe karakterler çıkmaya başlıyor. Kafanızı telefondan kalmıyorsunuz çünkü her an bir pokemon çıkarsa elde etmeniz gerekiyor. Bana kalırsa saçma sapan bir oyun ama insanlar sevmeye başlamış ve çok fazla oyuncu katılımı var. Ana gazetede bile haber olarak yer verdik bu oyuna. Örneğin biri oyunu oynarken polis karakoluna kadar yürüyor ve içeri girmeye çalışıyor. Polisler bunun içeriyi çektiğini düşünerek kolundan tutup ifade vermeye götürmüşler. İşte bu kadar saçma sapan durumlar. Düşünsenize yolda yürürken oyun yüzünden araba çarptığını. (İş arkadaşlarıyla beraber acaba ne zaman böyle bir hadise yaşanacakta haber yapacağız diye merak içindeyiz.)

***

İnsanların hayatında özellikle telefon ile beraber ve diğer teknolojik aletler yaşantımızda kolaylık sağlarken böyle zararlı durumları da ortaya çıkarmakta. Neresinden tutarsak elimizde kalıyor velhasıl. Kişi kendisini yetiştirmediği ve kendisiyle beraber çevresine katkı sağlayıp örnek olmadığı sürece bu devran böyle gitmekle kalmaz artık daha kötü durumlar yaşanır. Sanal âlemde yaşamamınız ve hayatı dolu dolu yaşayarak geçirmeniz dileğiyle başka bir analizde buluşuna kadar sağlıcakla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir