Dipsiz Gölün Dibini Gördük!

Türkiye kültür tarihi için önemli doğal zenginliklerimiz, kurumlara ve kişilere bir bir yenik düşüyor. Kiminin yanı başında kiminin biraz uzağında ama kendimize ait hissettiğimiz büyülü, mucizevi ve etkileyici miraslarımızı koruyamıyoruz.

Kurumlardan koruyamıyoruz

Kişilerden koruyamıyoruz

Dış mihraklardan koruyamıyoruz

Yapılan tahribatlar sonucu bize geri dönen doğal felaketlerden koruyamıyoruz

Koruyamıyoruz çünkü olup bittikten sonra duyuyoruz

Geç kalıyoruz çünkü zorlu hayat şartlarında bakmaya, araştırmaya, gezmeye, keşfetmeye, koruyamaya vakit bulamıyoruz.

En önemlisi de ne biliyor musunuz?

Sesimizi çıkarmıyoruz. Çıkan birkaç seste birileri tarafından ya susturuluyor ya da bir şekilde provoke ediliyor. Haliyle konu haddini hududunu içeriğini kaybedip önemsizleşiyor. Ne toplumda ne de kendi mecrasında bir mahiyeti kalmıyor.

Konuyu Gümüşhane merkezine bağlı “Dörtkonak Köyü” sınırları içerisinde yer alan 12 bin  yıllık geçmişi ile “Dipsiz Göl” efsanesine getireceğim. Ama öncesinden birkaç örnek vermem gerekiyor.

***

Burdur Gölü’nü %95 aşırı su kullanımı ile yok edildi. Birkaç doğa koruma kuruluşundan başka kimsede çıkıp ya kardeşim bir durun yahu! Diyemedi. Nitekim 2018 yılında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İskender Gülle çıkıp, Burdur Gölü’nün geldiği son noktayı görmek için bilim insanı olmaya gerek kalmadı. Çünkü göldeki çekilme eski haline dönmeyecek şekilde kritik seviyeyi aştı. Artık Burdur Gölü’nü eski haline getiremeyiz” dedi.

Kızgındı Gülle çünkü tehlikenin farkındaydı ve ilaveten bilimsel açıklamaları halk diline indirgeyerek “Bazı önlemleri alsak bile tuzluluk oranını düşüremeyiz. Yüzde 40 olan tuzluluk 10 yıl sonra tuzluluk oranı yüzde 30 daha eklenecek. Bu ne demek tuzluluk oranı deniz seviyesini geçecek. Yazın sıcaklık artacak. Kışın daha çok don olayı görülecek. Gölün çekilen kısımlarındaki toz ve tuz rüzgârlar ile yerleşim yerlerine doğru harekete geçecek. Bu durum solunum yolları hastalıkları, çeşitli kanser türleri hatta kalp damar hastalıklarında artışa neden olacak” dedi. Umarım kısmi hastalıkların ve ani ölümlerin nedenlerini kavrayabiliriz.

***

Tuz Gölü’nün bulunduğu Konya Havzası’nda yer alan Ereğli Ovası da Burdur Gölü’yle benzer kaderi paylaşıyor. Ovayı besleyen nehirler ve yeraltı su rezervleri, barajlar ve sondaj kuyuları nedeni ile kurudu. Tuz Gölü’nde iki yıldır flamingolar üreyemiyor.

***

Kırşehir’deki Seyfe Gölü de aynı nedenler ile tamamen çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya.

***

Ilısu Baraj Projesi, 2016 yılında özel haber kapsamında büyük ses getiren Hasankeyf haberimin de içerisinde yer aldığı Dicle Vadisi de maalesef ki yok ediliyor-edildi. Bu konu üzerine diyecek çok sözüm var fakat mevzu derin. Tüm dünyada UNESCO Dünya Mirası Listesi kriterlerinin 10’da dokuzunu karşılayan tek yer olan Hasankeyf ne yazık ki HES’e kurban edildi.

***

Artvin Uzun Göl

Rize’nin Fırtına Deresi, Ayder Yaylası

Diyarbakır Hevsel Bahçeleri, Malabadi Köprüsü, Kırklar Dağı,

Trakya Longoz Ormanları….

Listeyi 81 vilayetimizden örneklerle çoğaltabiliriz.

***

İrili ufaklı 10 adet gölle birlikte özellikle bahar aylarında yerel halkın çiçek bahçesi, bakir saklı cenneti diye adlandırdığı “Dipsiz Göl” yasal izinle göz göre göre devlet eliyle yok edildi.

Adını, uzun yıllar önce su içmek için göle yaklaşan sığırların gölün ortasına geldiğinde batarak kaybolmasından alıyor. Buzul çağdan beri doğallığını koruyarak günümüze kadar gelmeyi başarmıştı. Ta ki biz gereksizliğini fark edene kadar.

Hititliler, Firigyalılar, Büyük İskender, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Timurlenk, Moğollar, Osmanlılar, Türkiye Cumhuriyeti gibi medeniyetler görmüş hatta Birinci ve İkinci Dünya Savaşını yaşamış bir mirası bir define uğruna yok ettik.

Kaynağı olmayan ve binlerce yıl bir şey olmamış bir doğal zenginliği, 15’inci Apollinaris Lejyonun hazinesi için hiç sayıldı.

Bir de eski haline getirilecek diye açıklama yapıyor

Sormazlar mı kardeşim! Havuz mu bu? Boşalt Doldur yapıyorsun?

Anlayacağınız.

Dibini görene kadar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir