Doğa İle Hazzın Buluşma Noktası: Amatör Olta Balıkçılığı

Merkezi Ankara’da buluna Amatör ve Sportif Olta Balıkçılığı Federasyonu (ASOF) ve ona bağlı derneklerden bir tanesi olan Kayseri Amatör Olta Balıkçılığı ve Doğal Hayatı Koruma Derneği (KOBDER) sürdürülebilir olta balıkçılığı ve doğal hayatın korunması için mesai gözetmeksizin çalışmalarına devam ediyor.

Göllerin, barajların ve akarsuların korunması, balık çeşitliliğinin çoğalması, gençlerin amatör balıkçılık hobisine yönelmesi, bilinçli amatör balıkçılığın kamuoyuna aktarılması, yarışma ve eğlence gibi birçok konuda çaba içerisinde bulunan KOBDER’ i sizlerle buluşturduk. Derneğin başkanlığını yürüten Osman Ozan ile derneğin amacı, faaliyetleri, bilinçli amatör balıkçılık, olta balıkçılığının önemi, ülkemizi bekleyen tehlikeler ve gençlere düşen görevler gibi konuları konuşarak hem sosyal yaramıza parmak bastık, hem de hafta sonlarınızı doğa ile baş başa renklendirebileceğiniz bir serüvene atılmanıza vesile olduk. Keyifli sohbetimizin geri kalanını başkanımızdan dinleyelim.

Başkanım ‘’ KOBDER ’’ nedir, hakkında bilgi verir misiniz?

Tam adı Kayseri Amatör Olta Balıkçılığı ve Doğal Hayatı Koruma Derneği, Kayseri ilimizde yaşayan, zaman zaman Türkiye’deki diğer derneklerle de ilişkisi olan, amatör olta balıkçılığını sevdirmek, yaşatmak, sucul hayata destek vermek, doğal hayatı korumak, suyun önemi konusunda insanları bilinçlendirmek, gençlere bir hobi kazandırmak, madde bağımlılığı, sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmalarını sağlamak için kurulmuş bir dernektir.

Derneğin amacı ve faaliyetleri nelerdir?

Kayseri ve civarındaki sucul yaşamla ilgili dereler, göller ve buralardaki amatör olta balıkçılığı yapılabilen bölgelerde bu işin doğru yapılmasını, kanunlara uygun yapılmasını sağlamaktır. Yine bu bölgelerin korunmasını sağlamak, illegal avcılardan korumak, bir sosyal faaliyet anlamında bu işi seven insanları bir araya getirmek, organize çalışmalar yapmak bizim amaçlarımızdandır. Toplum faydasına olabilecek kısımlarında da doğayı sevdirebilmek, insanlara amatör olta balıkçığını tanıtmak ve öğretmek dernek olarak yürüttüğümüz faaliyetlerimiz içerisindedir.

‘’Gölün sahibi biziz’’

Dernek olarak festivaller, etkinlikler düzenliyor musunuz, katılım hakkında görüşleriniz nelerdir?

Dernek olarak senede bir sefer ‘’Büyük Festival’’ dediğimiz, festivalimizi düzenliyoruz. Bu festivale diğer şehirlerden hatta bu sene haziranda yaptığımız organizasyona yurtdışından Polonya’dan, Romanya’dan, Macaristan’dan katılımcılarımız oldu. Festivalimizi Yamula Barajı’nda yapıyoruz. Bu yıl geleneksel festivalimizin 3.yılını düzenledik. Ağırlıklı olarak mayıs ayında yapmayı planlıyoruz. Geçen sene o bölgede bizim çalışmalarımız sonucunda 22 tane Bungalo ev yapıldı. Yani Yamula Barajı’nda yapılabilecek su sporları ve başta amatör olta balıkçılığı olmak üzere o bölgenin bir mesire alanı olmasından çıkıp bir sosyal faaliyet alanı olması için çalışmalarımızı yürütmekteyiz.

Bungalo evlere insanlar günü birlik veya 2-3 günlük gidebilecekler. Orada kalacak, doğayla iç içe olacaklar. Festivalimize cuma günü akşam saatlerinde başlıyoruz, cumartesi sabah katılımcıların gelmesi ile birlikte de yarışmaya start veriyoruz. Yarışma pazar günü öğleye kadar sürüyor. Dereceye girenlere ödüller veriyoruz. Geçen sene bu yarışmayı 4 dalda 12 ödülle noktaladık. Yarışmamız kurallara uygun olmakla beraber aşırı disiplin uygulamıyoruz. Daha ziyade insanların eğlenmesini ve buraları sevmesini istiyoruz. Bu sayede hem Kuşçu’nun hem de Yamula Barajı’nın tanıtımını yapmış oluyoruz. Katılım yaklaşık olarak 2000-2250 kişi civarında oluyor. Yarışmacı bazında ise en son 495 kişi katıldı. Alanımızda gerek ulusal gerek yerel medyadan basın mensupları da oluyor. Ulusal anlamda en çok yarışmacının katıldığı organizasyon, yine bizim organizasyonumuzdur. Türkiye’de tek doğal gölü olan dernek biziz. Tarım İl Müdürlüğü ile Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın verdiği destek ile ilk defa bir gölün kullanım hakları bir derneğe ait olmuştur. Gölün sahibi biziz. 2016 yılı için daha güzel faaliyetlerimiz, bilimsel çalışmalarımız olacaktır. Bu faaliyetlerimiz aslında Sarımsaklı Barajı Ekolojik Araştırmalar Merkezi adı altında bilimsel çalışmalara dönüştürülecektir.

Peki, daha önce Kalkınma Bakanlığı’nın desteği ile Kocaeli’ de gerçekleştirilen ‘’Sportif Olta Balıkçılığı ve Doğal Hayatı Koruma’’ projesi hakkında neler söylemek istersiniz?

Öncelikle şunu söyleyeyim projeyi biliyorum ama proje ile ilgili atılmış tek bir adım yok maalesef. Kocaeli’ de bizim de bir derneğimiz var. Türkiye’de ne yazık ki bir şeylerin adı konuyor, başlıyor ve başladığı gibi kalıyor. Yani ilgi olmuyor bu tür şeylere. Bizde Sarımsaklı Barajı Ekolojik Araştırmalar Merkezi faaliyetlerini yürütmesi noktasında çok zorlanıyoruz. Birçok derneğe örnek olduk. Birçok dernek bizden bilgi aldı. Nasıl yaptınız, nasıl başardınız diye. Zaten örnek bir projeydi. Bir pilot uygulama olması sebebiyle biz bu iş için geçen sene devletten 300.000 lira bütçe talep ettik. Devlet bu konuda bize desteği verdi. Projelerinizi, dokümantasyonlarınızı hazırlayın, getirin dedi. Fakat projede çalışacak yetişmiş insan, akademik insan bulmakta sıkıntı yaşadığımız için parayı almaya bile korktuk. Çünkü parayı alınca iyi değerlendiremezsek, amacımıza ulaşamazsak, oraya alacağımız tekneler, teçhizatlar kullanılamayacak ve yazık olacak. Sonuçta devletin parası heba olacak. Bizde dedik ki bir sene daha bekleyelim, kadro olarak olgunlaşalım, parayı verimli olarak kullanalım.

Olta balıkçılığı daha doğrusu amatör olta balıkçılığı nedir?

Amatör olta balıkçılığı, aslına bakarsanız insanın doğasında olan avlanma dürtüsünün bir dışa vurumudur. Kurallar çerçevesinde yapılan halidir. İnsanların boş zamanlarını değerlendirmesi açısından çok güzel bir uğraştır. Şimdi insanlar çoğu zaman boş zamanlarında hobileri ile uğraşır ama amatör olta balıkçısı kendisine bu konuda boş zaman yaratır. Bu onun için bir ihtiyaçtır. Nefes almak, su içmek gibi bir dürtüdür.  Onun için balık tutmuştur ya da tutmamıştır hiç önemli değil tabiata çıkıp orada o vakti geçirmektir asıl olan.

 Olta balıkçılığına yeni başlayanlara neler söylemek istersiniz, tavsiyeleriniz nelerdir?

Olta balıkçılığı ülkemizde genelde sanki babadan oğula bir meslek icraatı gibidir. Usta-çırak ilişkisi vardır. Bir kere bu konuda okumalarını tavsiye ediyorum. Bu konuda kurallar, uymakla yükümlü oldukları kanunlar var. Uymadıkları zaman uğrayacakları para ve hapis cezaları var. Öncelikli olarak olta balıkçılığının kuralları olduğu bilincinde bu işe başlamalılardır. Bu işin sezonları olduğunu, her balığın her dönemde avlanmayacağını, etik ve kanuni açıdan değerlendirmelerini istiyoruz. Biz inanıyoruz ki her canlı en az bir kere üreme hakkına sahip olmalı. Bunun içerisine balık da dâhildir. Kesinlikle yumurtlama ve yavru döneminde balıklardan uzak durulmalıdır. Bunun dışında nerede avlanacaklar ise ne tür avcılığı seviyorlarsa yine bunun araştırmasını yapmaları lazımdır. Bu işi iyi bilenlerden öğrenmeleri gerekir. Ne tür malzemeler, ne tür takımlar kullanılır iyi bilmeleri gerekir. Balıkta %5’lik kısım kısmet ise %95’lik kısım işi iyi bilmektir.

Olta balıkçılığına olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olta balıkçılığı ülkemizde daha yeni yeni bilinçli bir hobi dalı, bir spor dalı olarak görülmeye başlandı. İnsanlar bu işi bir rehabilitasyon olarak görmeye başladı. İş hayatının getirdiği sıkıntılardan, sorunlardan, streslerinden arınma olarak görülmeye başlandı. Yine çok güzel dostluklar kurabiliyoruz. Çünkü olta balıkçılığında herkesin amacı bellidir. Nezih ve sahih duygularla ordasınız. Bu sayede ilginin ciddi boyutlarda arttığını düşünüyoruz. Bugün Kayseri’de 5000 civarı olta balıkçısı olduğunu düşünüyoruz. Ama sıkı balıkçı olarak devamlı gidenlerin sayısı da 1500-2000 kişi dolaylarındadır.

‘’Zaman yasağı tüm balıklar için geçerlidir’’

Av yasağı nedir, yılın hangi dönemlerinde uygulanmaktadır?

Av yasağı balıkların üreme dönemlerinde, rahatça üremelerini sağlayabilmek için üzerlerinde av baskısı oluşturmamak adına konulmuş bir kuraldır. Bir diğer türü ise zamanla ilgili olanıdır. Emniyet açısından tehlikeli görüldüğü için, askeri bölgeler olduğu için enerji santrallerine yakın olduğu için konulan yasaklarda vardır. Ağırlıklı olarak sezon yasağı önemlidir. Bunun dışında endemik türleri korumak adına konulmuş tür yasağı da önemlidir. Mesela Abant Alası, Van’ın İnci Kefali, Kayseri’ye özgü Anadolu Alası birer endemik tür balık cinsidir. Zaman yasağı tüm balıklar için geçerlidir. Örneğin; alabalığın dönemi ekimde başlar, martın sonuna kadar devam eder. Turna balığının yasağı aralıktan nisana kadardır. Sazanın ki, sudak balığın ki başka dönemlerdir. Yani balık hangi dönem yumurtlamaya başlıyorsa, artı-eksi 10’ar 15’er gün tolerans kullanarak uygulanan yasaklardır.

Kaç tür balık avlama yöntemi vardır, Kayseri’de en çok hangi yöntem uygulanmaktadır?

Balık avlama yöntemini, balık avlama tekniği olarak değerlendirebiliriz. ‘’Spin Avcılığı’’ dediğimiz at-çek mantığına dayanan bir yöntem vardır. Yine ‘’Fly’’ dediğimiz başka bir yöntem vardır. Dünyada avam tabakası dediğimiz insanların uyguladığı bir yöntemdir. Çok etkili ama bir o kadar da pahalıdır. Bunun yanı sıra canlı yem ile yapılan avlanma vardır. Ama iç sularımızda bu avlanma yasaktır. Ya ölmüş balıkla ya da suni yem ile avlanabilirsiniz. Kayseri’de de genelde at-çek yöntemi ile birlikte doğal yemlerle at-bekle yani şamandıralı takımla yapılan yöntem kullanılır.

Size göre balık tutmadaki asıl amaç nedir?

Bence o ortamı yaşamak, gecenin sessizliğini tatmak, kendi iç sesini dinlemek, suyun sesini dinlemek, mehtabı seyretmek, temiz hava almak, avlanma dürtüsü ile balığın oltaya geldi gelecek heyecanını yaşamak ve adını sayamadığım birçok hissi aynı anda yaşamak. İşte asıl amaçlar bunlardır.    

Peki, dernek olarak balıkçılara avlanma konusunda bilgiler veriyor musunuz, uyarılarda bulunuyor musunuz?

Tabi ki de hem Web sitemizden hem de Facebook grubumuzdan gerek dönem yasakları, gerek avlanma yöntemleri konusunda bilgiler aktarıyoruz. Bununla birlikte derneğimizde zaman zaman küçük toplantılar, seminerler düzenliyoruz. Mesela alabalık, sazan, sudak balığı avlanma teknikleri konusunda ve bu işin ince noktaları hakkında ipuçları veriyoruz. Balığı yakalayıp bırakmanın bir erdem bir ahlak olduğunu, bir kültür olduğunu mümkün olduğunca söylüyoruz. Balık tutmanın keyfini yaşamaları ve bilincinde olmalarını öneriyoruz. Bu noktada çeşitli eğitimler veriyoruz.

Kaçak balıkçılık yapanları engellemek için önlemler alıyor musunuz, bu konuda jandarma veya polisle irtibat halinde misiniz?    

Önlem alma noktasında devlet derneklere böyle bir yetki vermiyor. Ancak ihbar etme yoluyla biz yardımcı olabiliyoruz. İhbarı da ne kadar ciddiye alırsa Jandarma ve Tarım İl Müdürlüğü o derece faydalı oluyor. Bu yine bir eğitimle, bir kültürle olacak iştir. Bu konuyla ilgili sık sık yayınlanan ve devamlı güncellenen tebliğler var. Bunları okumamız, bilgilenmemiz gerekir. Asıl tebliğ bana göre vicdandır.

Kayseri’de hangi mevsim hangi balık avlanmaktadır?

Bölgesel tebliğlerde şöyle yazıyor. ‘’Dönem yasağı, alabalık için ekim başı-nisan sonu tarihleri arasında filan filan illeri kapsayacak şekilde uygulanacaktır.’’ Yani tebliğlere göre yılın şu mevsimi sazan, yılın şu mevsimi turna yasaktır. Bölgenin coğrafi yapısı itibariyle bu sürelerde kısmi değişiklikler olabilir ama Türkiye genelinde bu süreler birbirine çok yakındır. Bu durum aslında doğru değildir. Örneğin; Karadeniz’deki bir balığın yumurtlama rejimi ile Kayseri’deki balığın ki aynı değildir. Bunu değerlendirme açısından devlet bir genelleme yapıyor. Araya uzun bir zamanlama dilimi koyuyor.

Amatör balıkçılık yasakları konusunda dernek olarak düzenlemeleriniz var mı?   

Dernek olarak böyle bir yetkimiz yok. Sadece centilmenlik anlamında önerilerimiz oluyor. Üyelerimizi bu konuda bizzat bilgilendiriyoruz, uyarıyoruz. Yasak avlanan üyelerimizi dernekten ihraç ediyoruz. Yapabileceğimiz en fazla bu oluyor.

Başkanım son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Aslında konuyu toparladığımız zaman çok fazla şey var. Bunu duyurmakta bizler çok zayıf kalıyoruz. Ne yazık ki devletimizde bu noktada çok pasif kalıyor. Balıkçılıkla ilgili konular Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’ne bağlıdır. Bu konuda faaliyetler, akademik çalışmalar yapılmıyor. Masa başında alınan kararlar ile sahadan habersiz bir şekilde amatör balıkçılık yürütülmeye çalışılıyor. Bu da çoğu zaman hatalı ve yanlış uygulamalara yol açıyor. Bu iş bir kurul vasıta ile olmalıdır. Federasyonlar kurulmalı, devlet daha çok destek vermelidir. Bunun dışında yapacak fazla bir şey yok. Çünkü bölgesel faaliyetler ile bu işin yürümeyeceğini senelerdir biliyoruz. Ben 40-42 yıllık balıkçıyım. İlk günden bugüne değişen birçok şey olmakla beraber genel kavram aslında hiç değişmedi. Amatör olta balıkçılığı ülkemizde ne yazık ki zayıf ve vahim bir noktaya gitmektedir. Neden diye soracak olursanız, devletin bu konuda yayınlamış olduğu tebliğler eksikliğini bırakın hatalarla, yanlışlarla dolu. Olması gereken o kadar çok şey var ki içerisinde. Bölgesel yasaklar, avlanma teknikleri, avlanma türleri, zaman yasakları, kullanılacak takımlar ile ilgili birçok eksiklikler var. Bunların ciddi anlamda bir komisyon, bir proje kurulu tarafından yeniden hazırlanması gerekir.

Haber: Halil Can ÖZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir