STK’ların Koronavirüsle İmtihanı!

Yapısı itibariyle gücünü birliktelikten, yan yana ve omuz omuza durabilmekten alan STK’lar, pandemi salgını sürecinde sosyal mesafe kavramının ortaya çıkmasıyla hazırlıksız yakalandı. STK’lar yeni gerçekliğe adapte olma yöneliminde hızlı bir dönüşüme girmek zorunda kaldı. Peki, fiziksel mesafe kavramına karşı yeni bir meydan okuma savaşına giren STK’ların yeni tip koronavirüsle imtihanı nasıl oldu. STK ve Covid-19 savaşını ele alan bir araştırmada bulunduk. Gelin bu savaşın galibini yakından öğrenelim!

Ülkemizde ve dünyada yaşanan COVID-19 adıyla bilinen Koronavirüs salgını ile birlikte dijital iletişimin büyük – küçük tüm alanları için nasıl bir hal aldığını yakından takip etmiş olduk. Başka bir deyişle bu salgın din, dil, etnik kimlik, inanç ve cebindeki paraya bakmadan herkesin eşit olduğu ya da eşit bir şekilde bu soruna maruz kaldığı gibi çözümde de çaresiz kaldı.

Asıl konuya giriş yapmadan önce bazı hususları belirtmemiz gerekiyor. Çünkü pandemi ile mücadele sürecinde beslenme, temizlik ve iş alışkanlıklarımızla birlikte tutumlarımız da değişirken aslında dijital çağın önemi de arttı. Dolayısıyla teknolojinin getirisi olan online pazarın ehemmiyetine de şahit olduk. Her alanı etkileyen virüs salgını devletlerin politikalarını değiştirirken aslında kurum ve kuruluşların da çalışma alanlarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Bu konu da en büyük sınavı sağlık sektörü verirken kurum ve kuruluşların yenidünya düzenine olan bakış açısını da genişletti. Tabii bunların üzerinde farklı araştırma yazıları yazmak gerekir. Konuyu çok dağıtmadan asıl bahsetmek istediğimiz STK’lara gelelim.

2000’li yıllarda yaygın şekilde mercek altına alınan “Sanal kamusal alanlar”, pandemi sürecinde sosyal mesafelerin artması ve internetin insanları bir araya getirme aracına dönüşmesiyle birlikte bu kez sivil toplum özelinde yeni bir çerçeveden inceleneceğine eminiz. Geleneksel iletişim yöntemleri geri plana düşerken, kamusal alan-sanal alan-özel alanları ayıran çizgiler de farklı bir şekle bürünecek gibi. Yeni sanal ve kamusal alan içerisindeki toplumsal hareketlerin teknolojiyle birlikte biçim değiştirdiğine ve bu yeni gerçekliğe uyum sürecinde STK’larda bir imtihandan geçiyor.

Sosyal mesafe, sosyal birlikteliğe karşı!

Yeni tip koronavirüsle mücadele kapsamında Türkiye’deki Sivil Toplum Kuruluşları (STK) da olumlu ve olumsuz şekilde etkilendi. İçişleri Bakanlığı’nın “Koronavirüs Tedbirleri” konulu genelgesi ile dernek ve vakıfların seçimli genel kurulları geçici olarak ertelemesiyle sanal ortamda diğer etkinliklerini gerçekleştirmelerinin önünü açtı. Salgın sürecinde STK’lar hazırlıksız yakalanarak kendilerini yeni gerçekliğe adapte etmek için de hızlı bir dönüşümü girdi. Yapısı itibariyle gücünü birliktelikten ve yan yana, omuz omuza durabilmekten alan STK’lar, pandemiyle birlikte “Sosyal birliktelik” kavramının da revize edilmesi söz konusu. Aslında yeni bir meydan okuması olarak değerlendirebiliriz. Çünkü STK ilişkileri çerçevesinde bir anda hayatımıza giren sosyal mesafe kavramıyla ters düşüyor. Bu nedenle somut çözümler arandı-aranıyor. Tabi tüm bunlar gözetildiğinde siyasal iktidarların karşısında önemli bir gücü elinde bulunduran STK’lar, yeni koşullarda güç kaybederek zayıfladı. Yada dijital çağ ile daha da güçlenecek.

Peki, STK’ların yeni faaliyet alanları sanal ortamlar mı olacak?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi gelişen teknoloji ve sanal kamusal alan göz ardı edilemez konumda. Bu trende ayak uyduramayan tüm kurumlar geri planda kalacaktır. Dolayısıyla STK’larda faaliyetlerini giderek dijital ortama taşımak zorunda kaldı. Zoom, Teams, Google Meet, Skype gibi dijital platformlara uyum sağlamaya çalışan STK’lar, topluma temas edilmesi gereken sosyal etkinliklerde ise dezavantajın farkına varırken avantaja çevirmeler başlandı. Kısaca örnek vermek gerekirse eğitim çalışmalarında bulunan kuruluşlar sanal online sürecinde bir ivme de kazandı. Bu ivmede kurumlar daha tanınır hale geldiği gibi daha pratik bir mecra olan sosyal platformda kazanım elde etti. Krizi fırsata çevirenler bu sürecin galibi oldu. Tam tersi siyasal ve toplumsal katılımı da olumsuz etkilemiş oldu.

Sosyal yardım kuruluşları can suyu oldu

Salgın büyük ölçekte sağlık sektörünü etkilerken asıl yankısı ekonomi de yaşandı. Evde kal döneminin başlamasıyla beraber ekonomik sıkıntılar da artmaya başladı. Tam da bu sırada sosyal yardım kuruluşları vatandaşlara can suyu oldu. Devletin yetişemediği yerde sosyal yardım alanında faaliyet gösteren STK’lar önemli rol oynadı. Ülkemizde salgın özellikle ramazan ayına denk gelmesiyle beraber maddi durumu iyi olan vatandaşlar da infak, zekât ve hayır gibi bağışlarını bu kapsamda sosyal yardım kuruluşlarına aktardı. Yaşanan ekonomik krizi karşı ülkece seferberlik ilan edildi. Bu çerçevede yapılan araştırmalara göre başı çeken sosyal yardım kuruluşlarından Kızılay, İnsani Yardım Vakfı (IHH), Deniz Feneri Derneği, Sadakataşı, Hüdayi Vakfı ve Kardeş Eli İnsani Yardım Derneği olurken küçük ölçekli diğer STK’larda sosyal destek çalışmalarını arka planda gerçekleştirdi.

Krizi fırsata çeviren STK’lar

Virüs salgını riskine karşı alınan önlemler çerçevesinde evden çıkmayanlar pek tabii dijital platformlara daha fazla ilgi göstermeye başladı. Yetkili mercilerin uyarıları nedeniyle sosyal izolasyon yaşayanlar, bu süreci daha keyifli, verimli ve gündemden uzaklaşmadan geçirmek için çeşitli arayışlara girdi. Insider’in açıkladığı rapora göre ekonomide bir durağanlık yaşanırken, dijital veriler ise bize sağlık, haber, e-ticaret ve video içeriklerinde ciddi tüketim artışları olduğunu gösteriyor. Bu çerçeve de sivil toplum örgütleri de dijital mecrada söz sahibi olmak için çeşitli faaliyetler gerçekleştirdi. Özellikle sosyal medya ağlarını etkin kullananlar STK’lar, krizi fırsata çevirerek kitlesini de genişletti. Ulaşılabilirlik ve katılımın kolay olduğu Zoom, Instagram, Youtube gibi platformlar STK’ların işini kolaylaştırdı. Bu sosyal platformlar üzerinden aktif faaliyet gerçekleştiren STK’lar düzenledikleri konferans, seminer, canlı yayın ve online eğitimlerle sosyal izolasyon kapsamında evde kalanların da yoğun ilgisini çekti. Birçok STK tarafından düzenlenen faaliyetler birlikte katılımcıları seçiciliğe yöneltti. Bunu fark eden STK’lar kitleyi kaybetmemek adına faaliyetlerinin dışında da içerik üretimine başladı. Kısacası popülerliği ön görülen etkinlikler kitlede büyük rol oyandı.

Sonuç olarak pandemi salgını sürecinde her sektör alanı gibi sivil toplum kuruluşları da bir şekilde olumlu ve olumsuz etkilenerek nasibini aldı. Görüldü ki önemi artan dijital çağın gerçekleriyle yüzleşen ve ayak uyduran STK’lar, diğer paydaş kuruluşlarına göre büyük bir avantaj sağladı. Bir anlamda dijital platformlarda yapılan faaliyetler kurumların giderlerini de büyük ölçekte azalttı.

Kurumsal iletişimin ve dijitalleşmenin serüvenine hızlı uyum sağlayabilen STK’lar muhakkak bu alanda öncü olacaktır.

Yazar: Ramazan Nurbaki

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir